Bu kısa filmde kalemi sadece yazmak için değil, zamanı manipüle etmek için kullanan bir karakter görüyoruz. Hastane sahnesindeki o derin sessizlik ve ardından gelen zaman yolculuğu gerilimi inanılmazdı. Kaderi Yazan Kalem ismi tam da bu olaylara uygun düşmüş, çünkü her şey o kalemin ucunda dönüyor. Araba kazası sahnesindeki karpuz detayı hem komik hem de trajik bir ironi yaratmış. İzlerken nefesimi tuttum, sonu ise beni derinden etkiledi.
Beyaz takım elbiseli karakterin o kibirli gülüşü ve spor arabasıyla yaptığı gösteriş, izleyiciyi hemen germeyi başardı. Ancak Kaderi Yazan Kalem filminde bu karakterin sonu, karpuz parçalarının camdan içeri girmesiyle o kadar sembolik oldu ki... Sanki hayatın saçmalığı yüzüne çarptı. Siyah deri ceketli adamın o donuk bakışları ise tüm olaya ayrı bir gizem katmış. Gerilim ve aksiyonun bu kadar kısa sürede bu denli iyi işlenmesi takdire şayan.
Zamanı geri alma yeteneğine sahip bir karakterin, önleyemediği bir trajediyi izlemek ne kadar acı verici olabilir? Kaderi Yazan Kalem tam da bu çaresizliği anlatıyor. Adamın saatine bakıp zamanı geri alması, sonra yine aynı sona varması kalbimi kırdı. Ambulansın gelişi ve yaralının sedyeye alınışı o kadar gerçekçiydi ki sanki oradaydım. Bu kısa film, kaderin değiştirilemezliği üzerine düşündürücü bir başyapıt.
Filmin en çarpıcı anı şüphesiz karpuz parçalarının lüks arabaya çarpmasıydı. Bu detay, Kaderi Yazan Kalem hikayesindeki absürtlüğü ve trajediyi birleştiriyor. Bir yanda zenginlik ve hız, diğer yanda sıradan bir meyvenin yarattığı kaos. Siyah ceketli adamın olay yerindeki duruşu, sanki her şeyi önceden biliyormuş gibi soğukkanlıydı. Bu tür detaylar filmin kalitesini artırıyor ve izleyiciyi hikayeye bağlıyor.
Başlangıçtaki hastane sahnesi, filmin tonunu belirleyen en önemli kısımdı. O sessizlik ve bekleyiş, Kaderi Yazan Kalem'in ne kadar ciddi bir konu işleyeceğinin habercisiydi. Zaman yolculuğu teması işlense de, insan ilişkileri ve kayıp hissi ön planda tutulmuş. Siyah deri ceketli karakterin gözlerindeki hüzün, kelimelerden daha fazla şey anlatıyor. Bu kısa film, duygusal derinliğiyle izleyiciyi yakalıyor.