Ofisteki o ağır havadan sonra golf sahasındaki bu sahne tam bir nefes alma molalarıydı. Beyazlar içindeki adamın gülümsemesi ve kadına şapkasını düzeltirken gösterdiği o nazik ama sahiplenen tavır, kalbimi kıpır kıpır etti. Aralarındaki o sessiz anlaşma ve bakışmalar, henüz başlamamış ama çoktan derinleşmiş bir hikayeyi anlatıyor. Bu kimya ekrana yansımış resmen.
Bir yanda ahşap kokan, eski usul güç gösterisinin yapıldığı ofis, diğer yanda modern, aydınlık ve huzurlu golf sahası. Bu iki mekan arasındaki geçiş, karakterlerin içinde bulunduğu ikilemi mükemmel yansıtıyor. Ofiste her şey kontrol altında ve sertken, dışarıda duygular daha serbest akıyor gibi. Bu kontrast, dizinin anlatmak istediği güç ve aşk mücadelesini gözler önüne seriyor.
Diyalogdan çok bakışların konuştuğu bir bölüm izledik. Ofiste diz çökenlerin korku dolu gözleri ile masadaki adamın merhametsiz duruşu, kelimelere ihtiyaç bırakmıyor. Golf sahasında ise durum tam tersi; yumuşak bakışlar ve utangaç gülümsemeler, söylenmemiş sözlerin yerini alıyor. Oyuncuların mimikleri o kadar güçlü ki, Ayvayı yedim dediğiniz anı yaşatıyor.
Ofisteki adamın her hareketi bir güç gösterisi sanki. İnsanları diz çöktürmek, emir vermek... Ama golf sahasına geldiğinde o sert kabuğun çatladığını görüyoruz. Kadına dokunuşu, sesi ve duruşu bambaşka bir hal alıyor. Bu adamın içindeki bu iki zıt kutup, ileride başına büyük işler açacak gibi duruyor. Hangi yüzü gerçek, hangisi maske? Merakla bekliyorum.
Ofis sahnesindeki gerilim inanılmazdı. Adamın arkası dönük oturması ve emir verirken bile yüzünü göstermemesi, onun ne kadar tehlikeli ve gizemli biri olduğunu hissettirdi. Ayvayı yedim der gibi diz çöken kadınların çaresizliği ile patronun soğukkanlılığı arasındaki tezat, izleyiciyi hemen içine çekti. Sanki bir satranç oyununun en kritik hamlesi bekleniyor gibiydi.