Hikayenin akışı gerçekten baş döndürücü. Bir yanda okul sıralarında birbirine not veren o tatlı gençlik anıları, diğer yanda otel odasında geçen gerilim dolu bir gece. Karakterlerin yüz ifadelerindeki değişim, kelimelere ihtiyaç duymadan hikayeyi anlatıyor. Özellikle kadının elindeki karekod gösterip erkeğin şaşkın bakışı, modern ilişkilerin soğukluğunu yüzümüze vuruyor. Ayvayı yedim hissi, tam da o an yaşanıyor; çünkü geçmişin o sıcaklığı yerini şimdiki zamanın soğuk mesafesine bırakmış. Kostümler ve ışıklandırma da bu duygusal geçişi mükemmel destekliyor.
Diyalogların az olduğu ama bakışların her şeyi söylediği nadir yapımlardan. Erkek karakterin siyah gömleği ve kadının beyaz kazak giyimi, adeta iyi ve kötünün ya da geçmiş ve şimdinin çatışmasını simgeliyor. Otel odasındaki sahne, kapalı alanın verdiği boğuculukla izleyiciyi de içine çekiyor. Ayvayı yedim dediğim nokta, kadının telefonu uzatıp para istemesi ya da hesap sorması anıydı; o masum okul aşkı nereye kayboldu? Belki de hayat onları farklı yollara savurdu ama bu karşılaşma, her şeyi yeniden deşiyor. Oyuncuların kimyası ve beden dilleri takdire şayan.
Geriye dönüş tekniği kullanılarak anlatılan bu hikaye, izleyiciyi sürekli bir merak içinde tutuyor. Gençlik yıllarındaki o çekingen bakışlar ve not alışverişleri, şimdiki zamanın sert ve mesafeli duruşuyla tezat oluşturuyor. Erkek karakterin duştan çıkıp göğsündeki izi göstermesi, sanki 'bak, senin yüzünden buradayım' der gibi. Ayvayı yedim hissi, kadının o masum okul günlerini hatırlayıp şimdiki duruma üzülmesiyle zirve yapıyor. Mekan geçişleri ve renk tonlarındaki değişim, hikayenin ruh halini yansıtmada çok başarılı. Kısa ama etkileyici bir deneyim.
Bu videodaki en çarpıcı unsur, anlatılmayanların gücü. Karakterler birbirine çok şey söylüyor ama bunu kelimelerle değil, bakışlarla ve dokunuşlarla yapıyorlar. Okul koridorundaki o güneşli ve umutlu atmosfer, otel odasındaki loş ve gergin havayla yer değiştiriyor. Ayvayı yedim dediğim an, erkeğin beyaz ceketini giyip kadına meydan okur gibi bakmasıydı; sanki 'ne yapacaksın?' diyordu. Kadının elindeki telefon ve karekod ise modern çağın ilişkileri nasıl metalaştırdığının bir kanıtı gibi. Duygusal derinliği olan, üzerine düşünülesi bir iş.
Bu kısa filmde atmosfer o kadar yoğun ki, izlerken nefesiniz kesiliyor. İlk sahnelerdeki o gerilim ve tutku, karakterlerin arasındaki karmaşık ilişkiyi hemen hissettiriyor. Ayvayı yedim dediğim an, kadın karakterin yataktan uyanıp boşluğa bakışı oldu; sanki bir rüyadan değil, bir kabustan uyanmış gibi. Erkek karakterin göğsündeki tırmık izi ve kadının şaşkın ifadesi, anlatılmayan ama her şeyi söyleyen detaylar. Okul koridorundaki masumiyet ile şimdiki zamanın karmaşası arasındaki tezatlık çok iyi işlenmiş. Sanki zaman yolculuğu yapıyor gibiyiz ama bu yolculuk hiç de huzurlu değil.